Kaçıncı fasıldır bu bilmem.Yılışık bir tebessüm gibidir sevdalar.
Takılıp bir hayatın peşinden nice sevdalara sevdalandılar.
Koklanmamış bir gülün,okşanmamış bülbülün cesaret veren yanlızlığında avundular.
Har düştü nice ocaklara ve bir yığın öksüz kaldı geriye.
Sükut ettiler gün yüzü görmemiş isyanların ardından.
Arsız bir cesaret yüklendiler özlemleri özleterek.
Gem vurulmuş çığlıklarda mükemmeli sunanlar Ay`a bayrak asan yalanın karşısında bayraklaştılar.
İki vesile zaman ve mekan, bülbül ise gülün derdinde.Hayat böyledir işde,üç beş satırlık bir mektup gibi, gündelik telaşlar ile hemhal olmak,her kararmış sayfayı beyaza boyamak gibi.
Kimse bağlayamaz hislerini.
Kanatlanır bazen uçmak için birikmiş duygular.Sonsayfa son nefese kadardır.
Delice haykırabilmek ise sevenlerin işi.
Hey uzak diyarlar, dağlar duyun sesimi.
Bize Toprak ile kardeş, bir şarkıya eş, sevdalara sevdalananlar gerek.
Hayat hiçde mükemmel değildir.Gediğine konmamış taşları sırtlarsın bazen.
Hiç söylenememiş sözleri kelime yapar cebinde taşırsın.
Keser döner,sap döner
Gün gelir hesap döner… ahh! birde dünya döner
En onmaz felaketlerini bir dağ türküsüne yüklediler.Pervasız bir düzenin içinde hakikat olup dikildiler.Omuzlarına aldıkları onca yük gün geldi yükselti onları.
Bazen zifiri karanlıklarda bazen sağır olmuş kulaklarda,ve hiç öpülmemiş dudaklarda kutlu Ülkülerini ezberlettiler.
Senin başucunda taş
Bizim gözümüzde yaş
Sen borcunu ödedin
Sıra bizde Ülküdaş.
And olsun karanlık geceye,yemin olsun sehpalarda yücelenenlere; dirileceğiz!
Ölümün çaresizliğine inat yeniden yeniden ve bir daha yüceleceğiz.
Ki onlar!
Fatihin topları gibi isabet, ruha şerbet gibi ibadet ettiler.
Bizans ve dalkavuklarının fitneleri yıldırmadı onları.
İki vesile zaman ve mekan hain ise bir olmazın peşinde.
Kim söyleyecek dağdaki itlere?
Hey! sizler…
Güneşi tutamazsınız,çiğnemeden yutamazsınız,yemeden kusamazsınız.
Kim haykıracak kim? Öyle ya sert rüzgarlar yok artık.Yıldızları avuçlarıyla tutanlar yok.
Bilirim herkes bir sevdanın peşinde,ve bazen hıçkırıklara boğulurum nedensiz.
Köşede yanlız kalmış bir çocuk gibi yaşlı gözlerle bakınırım özlemleri bile özletenlere.
Onlar gittiler dönmeyecekler,neler oldu emanetlerine hiç bilmeyecekler.
Türkülerimiz birer kurşun, sazımız bir silahdır artık yitik sevdalarımızda buluşmak için.
Hey uzak diyarlar, dağlar duyun sesimi.Bize Toprak ile kardeş, bir şarkıya eş, sevdalara sevdalananlar gerek.
Sahipsiz bir mektup gibi kalsın bu sözler.Ne yazar.
Hayat dediğin bir ölümse,sen sadece gülümse.
Kaanhan Kurultay
|
| GÖNLÜMDEKİ ŞEHİTLERE
|
| Tarih: 5.9.2008-20:52:43 | Gönderen: PINAR_68 | Okunma: 88 | Bu konuyu seç
|
| Kişisel imza: |
|
"Ben Türk'üm..Türk ben'im...Türkçe durur, Türkçe vurur, Türkçe korurum..!" |
|
|
|
|
Fikirler (0) |
|
|
|
Hepisini göster |
|
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.(üye değilseniz kayıt olmalısınız).
|
| |
| |
|
|